
Oyununu hiç oynamadım ama 12 bölümlük animesini geçtiğimiz hafta izledim. Animeye girişi çok hızlı ve ilk bir kaç bölümü çok akıcıydı. Son 2 3 bölümde öyleydi. Haliyle bir solukta izlettiriyor kendisini. Çizimleri, konusu ve müzikleri piyasadaki birçok animeden çok daha iyi ve tatmin ediciydi açıkçası. Asıl karakter Dante ise karizmatik anime karakterleri arasında baya üst sıralarda yer alıyor benim fikrime göre. İlk fırsatta izlemeniz gereken animelerden birisi diye düşünüyorum.
Her bölüm yaklaşık 60 mb civarında ve rmvb formatında ingilizce funsub olarak hazırlanmış. Linkler aşağıda:
http://rapidshare.com/files/40394095/_AonE_-_Conclave__Devil_May_Cry_-_01.rmvb
http://rapidshare.com/files/40394855/_AonE_-_Conclave__Devil_May_Cry_-_02.rmvb
http://rapidshare.com/files/42570392/_AonE_-_Conclave__Devil_May_Cry_-_03.rmvb
http://rapidshare.com/files/43221697/_AonE_-_Conclave__Devil_May_Cry_-_04.rmvb
http://rapidshare.com/files/43985913/_AonE_-_Conclave__Devil_May_Cry_-_05.rmvb
http://rapidshare.com/files/45795123/_AonE_-_Conclave__Devil_May_Cry_-_06.rmvb
http://rapidshare.com/files/46909112/_AonE_-_Conclave__Devil_May_Cry_-_07.rmvb
http://rapidshare.com/files/48898821/_5bAonE_-_Conclave_5d_Devil_May_Cry_-_08.rmvb
http://rapidshare.com/files/49956926/_AonE_-_Conclave__Devil_May_Cry_-_09.rmvb
http://rapidshare.com/files/53331629/_5bAonE_-_Conclave_5d_Devil_May_Cry_-_10.rmvb
http://rapidshare.com/files/54892527/_5bAonE_-_Conclave_5d_Devil_May_Cry_-_11.rmvb
http://rapidshare.com/files/56529202/_5bAonE_-_Conclave_5d_Devil_May_Cry_-_12.rmvb
24 Eylül 2008 Çarşamba
Devil May Cry
20 Eylül 2008 Cumartesi
Sıradan Delilik Öyküleri

Geçtiğimiz ay İnsancıl Kitabevi'nde bütün kitaplarının indirime girmesini fırsat bildiğim Charles Bukowski'nin kitaplarını okumay abaşladım yavaş yavaş. İlk okuduğum Sıradan Delilik Öyküleri yaşanması ancak Bukowski tarafından mümkün olabilecek ufak anektodları hikayeleri içeriyor :)
Adam gerçekten bir pislik ve o bundan gurur duyuyor. Alkol ve cinsellik üzerine sokak ağzıyla o kadar rahat ve argo anlatımlar sunuyorki bize bazen okurken yoruluyorsunuz. Fakat daha sonra bunları bize anlatırken yaşamaktan utanmadığını ve bize anlatırkende utanmadığını farkettiğinizde üstelik bunlardan gurur duyduğunu anladığınızda işte o zaman Bukowski'yi biraz biraz tanımaya başlıyorsunuz. Eğer kendisinin bütün çirkinliklerinden gurur duyan ve bunları kabul ederek yaşamayı seçen bir insanı sevebilirseniz Bukowski'yi atlamamalısınız..
20 Ağustos 2008 Çarşamba
The Great Paraguayan - Guitar Music of Barrios
Agustin Barrios'un en sevilen parçalarını John Williams'ın ellerinden dinleyelim.. :)
indir part1
indir part2
Agustin Pio Barrios (5/5/1885 – 7/8/1944)
Çağının yenilikçi gitar virtüözü bestecisi Agustin Barrios Güney Paraguayın küçük bir şehri olan San Juan Bautista de las Misiones de dünyaya gelmiştir.Aynı zamanda eğitimci olan ailesi müzik ve edebiyat konularında büyük bir itibara sahiplerdi.Yedi erkek kardeşten beşincisi olan Agustin Barrios annesinin gitar çalışından ilham alarak gitarla çok erken yaşta tanıştı.
İlk resmi hocası Gustavo Sosa Esacalda genç Agustini Sor, Aguado metodlarıyla,Tarrega,Vinas,Arcas ve Parganın eserleriyle tanıştırdı. 13 yaşında dahi çocuk olarak görülen Barrios özel bursla Asunciondaki Milli Koleje gönderildi.Müziğin yanısıra kendisini matematik,edebiyat gazetecilik alanlarında da geliştirip saygınlık kazandı.Aynı zamanda kaligrafi eğitimi alarak başarılı bir grafik sanatçısı oldu.
Kültür aşığı olan Barrios “Kültür şelalesinde yıkanmayan bir kişi gitarist olamaz” der. İspanyolcaya ilaveten Paraguayın ana dili olan Guarani dilini konuşabilirdi.Fransızca, İngilizce ve Almanca dillerinde felsefe, şiir, teosofi(bir kimsenin ruhu ile Tanrı arasında doğrudan bağlantı kurulabileceğini ileri süren dini sistem) kitapları okudu. Sıcak kanlı, içten bir insan olan Barrios İnanılmaz bir doğaçlama yeteneğine sahipti.Bu hayret verici yaratıcı hüner gitar için 300 den fazla eseri bestelemesinde önemli rol oynar..
Barriosun müziğinde gitarın tüm kapasitesinin kendi ilham verici hüneriyle olan birleşimini bulabiliriz.Armoni bilgisi sayesinde barok,klasik,romantik gibi birçok stilde eserler bestelemiştir. Prelüdler, etüdler, suitler, valsler, mazurkalar, romanslar ve tarantellaların dışında nesneleri yada tarihi kültürel olayları anlatan
onomatopoetik (Ses sembolizmi. Doğadaki sesleri sözcüklerle yansıtma)eserler yazmıştır. En çok beğenilen eserlerinden biri olan Diana Guarini da; Paraguaydaki üçlü ittifak savaşını top, at, marş ve patlamalarıyla anlatır. Bunların dışında kaliteli eserlerinin bir çoğunda şarkı formları yada cueca, choro, estilo, maxixe, milonga, tango, zamba, zapateado gibi dans formları bulunur. Tüm bunlarla beraber Barriosun eserlerinde din, folklor ve sembolizm önemli öğelerdir.
1932 yılında kendisini Nitsuga Mangore-Paraguayın balta girmemiş ormanlarından gelen gitar Paganinisi olarak ilan etti.Nitsuga (Agustin’in tersden okunuşu) Mangore (İspanya zaptına karşı koyan efsanevi Guarai kabile reisi) bu ismi takma adı Agustin Barrios Mangore remizi gelene kadar kullandı.
Paraguay dışında Arjantin, Ururguay, Brezilya, Venezuella, Costa Rica, El Salvadorda yaşadı. Çili, Mexico, Guatemala, Honduras, Panama, Kolombiya, Kuba, Haiti, Dominik Cumhuriyetinde 1910 yılından ölümüne kadar konserler verdi. 1934-36 yılları arasında Avrupada Belçika,Almanya, İspanya ve İngilterede konserler verdi.100 den fazla eserin el yazması günümüze ulaşmıştır 30dan fazla plak kayıdı da günümüzde bulunabilir. Kendi eserleri yanısıra kendi zamanının gitar eserlerinide yorumlamıştır(Bach, Haydn, Mozart, Beethoveen, Chopin, Albeniz, Granados transkripsyonları Sor, Aguado, Giuliani, Coste, Tarrega, Torroba ve Turina).
Günümüzde eserleri en çok yorumlanan bestecilerden biri olan Barrios Sor ve Tarrega gibi gitar üstadlarının yarattığı üstün gitar tekniğini genişleterek bir üst seviyeye taşımıştır. Bıraktığı eserler günümüz gitaristleri için paha biçilmez bir mirasdır.
10 Mayıs 2008 Cumartesi
Yine yeniden
Yeni sitede yaşadığım host probleminden dolayı buraya geri döndüm. Hadi hayırlısı bakalım.
8 Mayıs 2008 Perşembe
Youtube'a Girmek İçin
Yine bu ülkeye özgü süper saçma bir çözüm üreterek yine youtube'a erişimi yasakladılar. Be adam biz giremeyince o video orda durmuyor mu? Biz mi koyduk o videoyuda bize geliyor yasak.
aşağıda vermiş olduğum linkten youtube'u ziyaret edebilir videoları izleyebilirsiniz. yerim böyle yasağı...
http://www.beatfiltering.com
3 Mayıs 2008 Cumartesi
Emo Saçmalığı

Memlekette bir emo salgınıdır gidiyor. Kendilerini biz popüler kültürün bir parçasıyız diye lanse etseler içim yanmıyacak ama bu boş arkadaşlar biz rock kültüründen geliyoruz, biz alternatif kültür yarattık gibi salak saçma bi yanılgının içindeler. Öncelikle kendilerini bu yanılgıdan kurtarmaları ve emo nedir bilmeyenler için ufak bir alıntı yapayım..
"öncelikle "emo" tanımını iki türlü ele almalıyız. müzik ve trend.. trend hakkında pek fikrim olmasa da müzik hakkında kendimce ufak notlar vermek isterim.
"emo" sözcüğünün çıkış noktası; fugazi'nin bir televizyon programına (programı sunan kişinin adı philips emo'dur) çıkmasıyla başlar. sunucu fugazi'ye; "müziğinizi tam olarak hangi tarzda tanımlarsınız" diye sorar ve fugazi'den ian mckaye; "aslında belirli bir isim söyleyemeyiz. ancak sen isterseniz emo diyebilirsin." der ve gülerler. daha sonra fugazi ile başlayan bu akım bu isimle adlandırılır. çıkış noktası düşünüldüğü gibi yakın bir geçmiş değil yaklaşık 1985'e kadar uzanmaktadır. ilginç olan fugazi özünde bir punk grubuydu. ancak deneysel bir gruptu. bu yüzden bir karışım oldu. müzikal açıdan emo; tutkulu, içden gelen, özünde herşeyin duygularda olduğu (müzikal açıdan) ve agresif bir müzik türüdür. birkaç örnek grup daha vermek gerekirse; rites of spring ve indian summer. şuanda yapılan emo müziği ile geçmiştekinin hiçbir alakası yoktur. yani insanların bildiği the used, my chemical romance, the get up kids gibi gruplar emo değildir. emo bir yaşam felsefesi değildir. yani müzikal açıdan sadece herşeyin içten gelerek yapılmasını benimser. o anki duygularınıza göre (müziğin size hissettirdiğine bağlı olarak) çığlık atarak, ağlayarak, bağırarak, sakin bir ses tonuyla şarkı söylebilirsiniz. müzik yaparken tutkulu olmak. kalbinden gelen birşeyleri notaya dökmek, çığlık atmak. şehvet duymak ya da ağlamak. tıpkı mozart ya da beethoven gibi.
biraz indian summer'dan bahsetmek gerekirse; 90'ların başında kurulmuş dört kişiden oluşan bir gruptu. tazlarına emo ve deneysel müzik diyebiliriz. tek bir albümleri var. onlar seyircilerini hayran olarak değil grubun bir parçası olarak görüyorlardı. ve 1994'te dağıldılar. gerekçe olarak da büyük şirketlerin kendi müziklerini kullanarak iğrenç bir hal haline getirmesini gösterdiler. evet büyük şirketlerin bu türün gelecek vaadettiğini gördü. biraz makyajlayıp gençlere emotional kimliği altında çok iyi pazarlayacaklarının ve bunlardan iyi para kazanacaklarının farkına vardılar. ve bunuda başardılar. ancak bu türün bitirilmesine ve olduğundan çok çok daha farklı birşey gibi görünmesine sebep oldular. ve şuanki emo tamamen bir trend."
Sonrada şunları sormak istiyorum, rock kültürü bir başkaldırıdır bir yerde, sisteme ve dayatmalara kafa tutmaktır. Şimdi emotional rock diye bir şey nasıl olabilir arkadarş? Şarkının içine sevgilim beni terketti, kimse beni sevmiyor gibi söz yazıp of biz duygusalız, kendi psikolojik problemlerim var toplumdan bana ne diyerek rock kültürünün bir parçası olduğunu nasıl iddia edersin. Aşağıladıkları popüler kültürün parçası olanlar halk tabiriyle tikilerden ne farkınız var sizin. Onlar en azından ne olduklarını biliyorlar. Popüler kültürün parçası olmaktan mutlular.Arabesk kültürü alıp rock enstrumanları, rock tekniğiyle çalınca rock olmuyor. Bi sillkinin kendinize gelin, ayıp, yazık .....
28 Nisan 2008 Pazartesi
Tarihi Yargılıyorum

Bu gün tutulan kayıtlara bize söylenen sayılara ne kadar inanmıyorsak (en azından ben inanmıyorum) geçmişte tutulan kayıtlara, belgelerinde doğruluğuna inanamıyoruz. Devlet erkini elinde tutanlar tarihi istedikleri gibi kaydediyor gelecek nesillere aktarıyorlar.
Düşünün bu gün kendine araştırmacı diyenler google'a girip arattıkları şey ile ilgili çıkan bilgilerin doğruluğuna inanıyorlar. Tarihçiler yalnızca okudukları kitaplar, inceledikleri tarihi kalıtlara dayanarak bize geçmişi sunuyorlar. Buna nasıl güvenebilir nasıl inanabiliriz.
İşte Gündüz Vassaf bu anafikirle yola çıktığı kitabında günümüzü ve doğru kabul ettiğimiz geçmişimizi bize yeniden düşündürürken bizi gelecekte nasıl hatırlayacaklar gibi sorulara da ışık tutuyor.
Ayrıca kitabın ismindeki kelime oyununa da dikkatinizi çekmek istiyorum...
22 Nisan 2008 Salı
Önce İnsan Ol Sonra Başkan
ABD’de Demokrat Parti’nin başkan adayı olmak için Barack Obama ile yarışan New York Senatörü Hillary Clinton, kendisinin başkan seçilmesi durumunda, İran İsrail’e karşı bir nükleer saldırı düzenlerse İran’ı toptan yok edeceğini söyledi.
Haberde aynen bu şekilde geçiyor. Uyduruk saçma haberlerin arasında kaynayıp gidiyor ama hop birader ben bunu bir yerden hatırlıyorum diye geçirdim içimden. Amerikalı insanlar Hiroşima'nın Nagazaki'nin utancını unuttu mu? Bu suçun ceremesini çekti hesabını ödedi mi? Halen insanlar o günleri düşünmekten korkarken destek için böyle bir söylem arayan yaratık nasıl bir insan olabilir? Nasıl olurda kendine demokrat diyebilir? Nasıl olurda "özgürlükler ülkesi"'ne başkanlık yapmayı aklının ucundan geçirebilir?
Seçimlerde dişe dokunacak bir oy alması bile Amerikalıların yaptıkları suçlar için eğdikleri boyunlarının timsah gözyaşları olduğunu gösterecek. Ama bir umut Amerika halkı artık savaş istemediğini böyle bir gelecek hayal etmediklerini gelecek seçimlerde herkese gösterirler..
20 Nisan 2008 Pazar
İntihara 90 Gün

Youtube'da ünlenen kişilerden biri olan bu ablamız bir süre önce intihar edeceğini ve bunu 90 gün sonra yapacağını söyledi ve bir blog açtı. Her gün neler hissettiğini nasıl öleceğini intihar ederken ne giyeceğini falan bu sitede anlatıyor, soruyor, tartışıyor falan. Baya ciddi görünüyor açıkçası ve şu anda 16 gün kaldı. İncelemeye değer buluyorum ve size adresi veriyorum
http://tania.movielol.org/
15 Nisan 2008 Salı
Şiliden Akdenize İnti İllimani
Şili'nin dünya çapında üne sahip en köklü müzik topluluklarından birisi İnti İllimani. Grup isminin iki anlamı var İllimani Dağı'nın güneşi ve Güneşin kondorları. Kondorlar güney amerikaya özgü yırtıcı bir kuş türüdür bu arada.
Şilide Pinochet diktatörlüğü döneminde yasaklandılar ve uzun bir dönem İtalyada kaldılar. Yerel enstrumanların yanı sıra modern enstrumanlarıda kullanarak Neruda gibi isimlerin şiirlerini besteleyerek politik bir duruşada sahip oldular.
İçinde Akdeniz ezgileri taşıyan bir şarkılarını sizinle paylaşayım beğenirseniz gerisini bulmak zaten kolay :)
14 Nisan 2008 Pazartesi
Anime İzliyoruz
Algebra Roxy'nin Kapısını Çalıyor
İsmet Şen - Bass Guitar
Fatih Atmaca - Lead Guitar
Serkan Ulukut - Rythm Guitar
Arıkan Ektirici - Drums
Naim Şeyhoğlu - Vocals
Aoiro Heki?
Bu aralar kafama takılan renk muhabbetinden türeyen bir isim olan Aoiro Heki mavi gözyaşı demek oluyor. Bana kalkıpta birader bu ne demeyin. Yazmak hoşunuza gitmediyse zorunuza gittiyse falan bu sayfadayken ctrl-d basın sizde bende kurtulalım. Yok çok güzelmiş aga bu falan diyorsanız yazın üşenmeyin valla kızmam :)
Onun dışında insanın bir blogunun olması paylaşma isteğini kamçılıyor bunu farkettim. Muhtemelen gözüme çarpan bütün garip güzel vb şeyleri buraya atacam artık kimseyi msnden falan rahatsız etmiyecem :) Söz veriyorum abiler ablalar.
Neyse yeter şimdilik ben blogu biraz kurcalarken sizde kendinize bir iyilik yapın sayfayı kapatmadan gidip kendinize bir fincan kahve alın karşılıklı içelim mis gibi ...

